
Greenpeace yavru balık avının
durdurulması için çağrıda bulunuyor:
KÜÇÜK BALIK YOKSA BÜYÜK BALIK DA YOK
Greenpeace, tüm Akdeniz'de balık stoklarının tükenmesine yol açan
'yavru balık' avına ve satışına
karşı başlattığı kampanyayı bugün düzenlediği basın toplantısı ile
duyurdu. Basın toplantısının ardından Greenpeace gönüllüleri,
İstanbul'un önemli balık satış merkezlerinden biri olan Beyoğlu
balık pazarında, tüketicilere ve balık satıcılarına sembolik balık
boyu ölçüm cetvelini dağıtarak herkesi bu kampanyaya katılmaya ve
denizlerimizin geleceğini kurtarmaya davet etti.
Greenpeace, yürüttüğü denizler kampanyası çerçevesinde, tahrip edici
balıkçılık ve aşırı avlanmanın Akdeniz'i ve Türkiye’nin deniz
kaynaklarını ciddi ölçüde tehdit ettiğini vurgularken, özellikle
yavru balık avının endişe verici biçimde arttığını anlatabilmek
amacıyla bir çalışma başlattı. Bu çalışmanın amacı, çok yüksek
miktarlarda yavru balık avlandığını ve satıldığını ortaya koyarak
bir an önce önlem alınmasını sağlamak. Çünkü Türkiye'de çeşitli
balık hallerinde yapılan incelemeler ve balıkçılardan alınan
bilgiler, balıkçılığın plansız ve kontrolsüz bir şekilde büyüdüğünü
ve son derece denetimsiz kaldığını gösteriyor. Tüketicilere ve balık
satıcılarına dağıtılan balık boyu ölçüm cetveli (1), T.C. Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı'nın yasal olarak avlanmasına izin verdiği
minimum balık boyları (2) temel alınarak hazırlandı. Bu cetvel,
balıkçıdan tüketiciye kadar herkesin bu
konuda eyleme geçebileceğini ve hepimizin denizlerimizi ve
kaynaklarımızı korumakta sorumluluğu
olduğunu hatırlatmayı hedefliyor.
Greenpeace Akdeniz Denizler kampanyası sorumlusu Banu Dökmecibaşı
“Bugün Türkiye'nin heryerinde, balık hallerinde, pazarlarda ve
restoranlarda rahatlıkla yavru ve avlanması yasak balık satıldığını
görebilirsiniz. Ne yazık ki en değerli besin kaynaklarımızdan biri
olan balık, yakında sofralarımızdan eksilecek. Türkiye'deki ticari
balıklardan palamut, lüfer, hamsi, orkinos, kalkan gibi türler artık
tükenme riskiyle karşı karşıya. Başlattığımız bu proje ile öncelikle
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yasadışı avcılıkla ilgili denetim
ve kontrol mekanizmalarını ciddi biçimde arttırmasını ve bir an önce
önemli türlerin yumurtlama ve gelişme alanlarının koruma altına
alınmasını talep ediyoruz” dedi.
Her balık türünün varlığını sürdürebilmesi, kendisine gerekli ortamı
sağlayacak sağlıklı bir habitatın varlığına bağlıdır. Tüm bilimsel
çalışmalar, denizlerimizdeki stokların ciddi oranda tükendiğine
dikkat çekiyor (3). Ne yazık ki Türkiye'de balık türleri ile ilgili
bir stok değerlendirmesi henüz yapılmamakla birlikte yavru balık avı
ve satışı neredeyse tüm balıkçıların ve biliminsanlarının bildiği ve
dikkat çektiği bir gerçek.
Başta balıklar olmak üzere tüm deniz canlıları üreme çağına gelmeden
yani erişkin boya ulaşmadan avlandığında, stoklar son derece hızlı
bir şekilde tükenmekte, bunun sonucu olarak da tüm besin zinciri
etkilenerek deniz ekosistemini neredeyse yok etmektedir. Türlerin
sürdürülebilirliği ise her balık türünün en az bir kez üreme şansına
sahip olabilmesine bağlıdır. Yasak dönemde bile pekçok bölgemizde
endüstriyel avcılığın yapılması, Marmara Denizi’nde yasak olduğu
halde trol teknelerinin avlanması, koruma altındaki türlerin
rahatlıkla pazarlarda ve restoranlarda satışı yaşanan krizin
boyutlarını göstermektedir. Bu durumdan öncelikle etkilenenler ise
yaşamını denize bağlamış olan balıkçılar, özellikle de yerel kıyı
balıkçıları olacaktır.
Dökmecibaşı, “Denizlerimiz kirlilik, iklim değişikliği, yabancı
türlerin artması, kıyısal yapılaşma gibi pekçok tehditle karşı
karşıyayken balıkçılığın da ciddi bir tehdit haline gelmesi daha da
endişe verici. Türkiye bugün gittikçe modernleşen ve çok büyük bir
balıkçı filosuna sahip. Bu durumun balık stokları ve diğer denizel
kaynaklar üzerinde oluşturduğu olumsuz baskıyı önleyebilmek için
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı acilen sürdürülebilir balıkçılığa
dayalı bir deniz kaynakları stratejisi geliştirmeli ve Çevre ve
Orman Bakanlığı ile birlikte deniz koruma alanlarının oluşturulması
için eyleme geçmelidir. Anlamamız gereken en önemli şey, denizler
sağlıklı bir şekilde varlığını sürdüremezse bizler için de bir
gelecek kalmayacağıdır” diye ekledi.
Greenpeace, tüm dünya denizlerinin yüzde 40'ını
kapsayacak deniz rezerv alanlarının oluşturulması için yürüttüğü
kampanya çerçevesinde, 2006 yılında Akdeniz için deniz rezervleri
haritasını (4) duyurarak önemli deniz ekosistemlerinin acilen
korunması için hükümetleri eyleme çağırmıştı.